1. “Erdoğan Haziran sonuna kadar ölecek”

    A Haber’de Duygu Leloğlu’nun sunduğu Gece Ajansı’na katılan yazar Abdurrahman Dilipak şok bir iddia ortaya attı. Paralel yapıya yönelik operasyonların Haziran- Ağustos ayları arasında hızlanacağını dile getiren Dilipak Cemaat’i İspanya’daki Opus Dei hareketine benzetti. Dilipak “Şu anda da diyorlar ki Haziran sonuna kadar Recep Tayyip Erdoğan’ın başına bir şeyler gelecek. Şefkat tokadı yiyecek ölecek.” dedi.

    İşte Dilipak’ın çok konuşulacak açıklamalar;

    Eğer paralel örgüte karşı bir operasyon başlatılacaksa, en yoğun oldukları alan kendi okulları, yurtları, dershaneleri.  Burada yapılacak operasyon sadece örgüt elemanlarına değil, oraya gidip gelen öğrencilere de zarar verecek. Üniversite sınavının ikinci aşamasına girecek öğrencilerin üzerinde de olumsuz bir psikolojik baskı oluşturabilir.

    Bir yandan cumhurbaşkanlığı seçimi var, bir yandan Yüksek Askeri Şura var, ki ordu içerisinde de yapılanmaları da var. dolayısıyla askeri şura karalarını görmek gerekecek Ama haziran sonrasında özellikle liselerin tatile girip üniversite sınavlarının yapılmış olması sebebiyle daha güvenli bir zaman oluşturacak.

    Öğrencilerin ailelerinin yanına dönmüş olması, bazı ailelerin tatile çıkmış olmaları kendi içlerinde bir İç muhasebe yapmalarına sebep olacak. En azından paralel yapının kışkırtmalarına karşı ellerindeki bir takım enstrümanlar alınmış olacak.

    Haziran ve Ağustos aylarına dikkat etmek gerekir. Operasyonlar zaten emniyette, istihbaratta yargıda zaten devam ediyor.

    OPUS DEİ’YE BENZİYOR

    Gülen Cemaati’nin örgütlenmesi, İspanya’daki Opus Dei örgütlenmesine benziyor. Örgütlenme modeli, kullandıkları enstrümanlar, sadakat ve çile boyutu açısından benziyor. Psikolojileri de buna benziyor. Tamamen kendi aralarında katı bir hiyerarşi uyguluyorlar.

    CEMAAT BAŞBAKAN’IN CEZALANDIRILMASI İÇİN DUALAR OKUYOR

    Başından beri kendilerini üstün ulaşılmaz hissediyorlardır. Şu anda da diyorlar ki Haziran sonuna kadar Recep Tayyip Erdoğan’ın başına bir şeyler gelecek. Şefkat tokadı yiyecek ölecek. Çünkü büyücülük de var işin içinde. Birileri toplu dualar yapıyorlar, ebcet hesaplarıyla bir şeyler çıkartıyorlar. 17 Aralık’tan sonra ilk bir haftada bitecekti zaten. sonra Aralık sonu yok işte ocak sonu. Salı günü takıntıları var galiba, gün takıntıları falan da var. Dualar halkalar oluşturup, bir takım ayetler okuyarak kendilerine göre bir ayin içerisindeler.

    “Erdoğan Haziran sonuna kadar ölecek”

    Ve Allahın başbakanı cezalandıracağını düşünüyorlar. Ya kaçacak, ya içeri girecek, ya da ölecek. Ölmesi içinde birileri ellerinden geleni yapıyor. Bugüne kadar kaç tane suikast atlattı. Herkesi kullanmaya çalışıyorlar. Şu anda da diyorlar ki Haziran sonuna kadar Recep Tayyip Erdoğan’ın başına bir şeyler gelecek. Şefkat tokadı yiyecek ölecek.

     

  2. Hatay’da seçimlerin iptali gündemde!

    Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kararı üzerine AKP’nin ‘Kısıtlı oldukları için oy kullanamazlar’ diye öne sürdüğü Hatay’daki 5 bin 600 kişinin oy kullanıp kullanmadığının tespiti yapılacak. Seçim sonunda izne ayrılan bazı hakimlerin göreve çağırıldığı, onlar döndükten sonra tespit çalışmalarına başlanacağı belirtildi.

    CHP’li Lütfü Savaş’ın, rakibi AKP Hatay Milletvekili Sadullah Ergin’e 3 bin 389 fark atarak Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiği seçimlere AKP, seçmen listelerine kayıtlı asker, zihinsel engelli ve yurt dışında ikamet eden kişilerin oy kullandığı, bunların dışında ölmüş kişilerin yerlerine de oy kullanıldığını iddia ederek YSK’ya itiraz etmişti. YSK’nın dün bu itirazı görüşerek kabul etmesi ile AKP’nin kendi tespitleriyle itiraz dilekçesine eklediği 5 bin 600 kişinin oy kullanıp kullanmadığı incelenecek.

    HAKİMLER GÖREVE ÇAĞRILDI

    YSK’nın bu kararı Hatay İl Seçim Kurulu’na ulaşırken, İl ve İlçe Seçim Kurulları’nda görevli bazı hakimlerin seçimin ardından izne ayrılması nedeniyle tespit çalışmalarına bugün başlanamadı. YSK’nın kararı üzerine seçim kurullarında görevli olup izne ayrılan tüm hakimler göreve çağırıldı. Hakimlerin dönmesiyle birlikte tespit çalışmalarına da vakit kaybetmeden başlanacağı belirtildi.

    5 BİN 600 KİŞİ İNCELENECEK

    Tespit çalışmalarında seçim kurulları, 5 bin 600 kişi hakkında oy kullanma hakkı olup olmadığı yönünde detaylı bir inceleme yapacak. Bu çalışmaların ardından ilçe seçim kurullarınca alınan kararlar Hatay il Seçim Kurulu’na iletilecek ve burada yapılan inceleme sonunda alınan karar YSK’ya gönderilecek. Seçimin iptal edilip edilmeyeceği kararını YSK verecek.

    KONUŞMAMA KARARI ALDILAR

    YSK’nın kısıtlı kişilerin tespiti amacıyla almış olduğu kararın ardından gözlerin çevrildiği AKP ve CHP İl Başkanlıkları’ndan kararla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadı. AKP İl Başkanı Süleyman Tenekecioğlu ve CHP İl Başkanı Servet Mullaoğlu, karar hakkında konuşmama kararı aldıklarını belirterek şunları söyledi:

    “İl Başkanları olarak sürecin sağlıklı bir şekilde işlemesi için YSK’nın almış olduğu bu kararla ilgili herhangi bir değerlendirme yapmama kararı aldık. Açıklamamızı, süreç tamamlanıp karar açıklandıktan sonra yapacağız.” (DHA)

     

  3. İşte Fatih Belediyesi hakkında suçlamalar

    Kabul edilen 17 Aralık iddianamesinde Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in kardeşi Sebahattin Demir hakkında ”ruhsatsız silah” ve ”yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama” suçlarından 2 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

     İddianamede, diğer 20 sanık hakkında ise ”rüşvet almak ve vermek”, ”yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama”, ”Kültür ve Tabiat Kanunlarını Koruma Kanuna muhalefet” gibi suçlardan 4 yıldan 65 yıla kadar değişen hapis cezaları talep ediliyor.

    İstanbul merkezli 17 Aralık’taki soruşturma kapsamında, Fatih Belediyesi’ne yönelik dosyayla ilgili hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianamede, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in kardeşi Sebahattin Demir hakkında ”ruhsatsız silah” ve ”yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama” suçlarından 2 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Diğer sanıklar hakkında ise 4 yıldan 65 yıla kadar değişen hapis cezaları talep edildi.

    Soruşturma kapsamında, Fatih Belediyesi’ne yönelik dosyayla ilgili 21 sanık hakkında hazırlanan ve İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 38 sayfalık iddianamede, sanıklar hakkında ”rüşvet almak ve vermek”, ”yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama”, ”Kültür ve Tabiat Kanunlarını Koruma Kanuna muhalefet’ ve ”ruhsatsız silah” suçlarından cezalar talep ediliyor.

    Sanıklardan Sebahattin Demir hakkında ”ruhsatsız silah” ve ”yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama” suçlarından 2 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası istenen iddianamede, diğer 20 sanık hakkında ise benzer suçlardan 4 yıldan 65 yıla kadar değişen hapis cezaları talep edildi.

    İddianamede, Fatih Hobyar Mahallesi’nde yan yana bulunan 4 binanın yıkılarak yerine otel yapılması için çalışmalarda bulunan proje sahibi Celalettin Basatemur’un işlemlerin daha hızlı ve olumlu sonuçlanması amacıyla iş takipçisi Mimar Sevinç Doğan ile anlaştığı ifade ediliyor. Doğan’ın daha önce Anıtlar Kurulunda yer aldığı için çalışanlar üzerinde etki sahibi olan Hüseyin Başçetinçelik ile irtibat kurduğu anlatılan iddianamede, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü Günseli Aybay’ı kastederek Başçetinçelik’in Sevinç Doğan’a, “Git Günseli’ye durumu anlat, biraz da avans ver bitir bu işi. Ben kendisine bu işi çöz 10 kağıt alırsın dedim, sen yarın 5 kağıt ver” dediği kaydedildi.

    Her iki şahsın Anıtlar Kurulu yakınında bir kafede buluştuklarının tespit edildiği vurgulanan iddianamede, Başçetinçelik’in Aybay’a götürürken para ile birlikte görüntülendiği ifade edilerek, Anıtlar Kurulu Başkanı Oğuz Ceylan’a da maddi menfaat verdikleri öne sürüldü.

    İddianamede, Sevinç Doğan’ın Sebahattin Demir ve Celalettin Basatemur ile yaptığı görüşmede Demir’in Basatemur’un takip ettiği projeyle ilgili olarak, “Bana 1 hafta 10 gün süre ver, ben bunu direkt tepeden çözdüreyim” dediği belirtildi.

    Sanık Doğan’ın Belediye Başkanı Mustafa Demir’i kastederek, “Biz yarın öbür gün başkanla Celalettin beyi görüştürebilir miyiz?” diye sorduğu Sebahattin Demir’in, “Bu akşam ben direkt evine gideceğim, şu anda hangi mimara verirseniz yine gidecek, Adnan bey kurulda tıkanacak bir üst yazı yazamayacak onu biliyorsunuz, senin sıkıntını çok iyi biliyorum” dediği kaydedildi. İddianamede sanık Basatemur’un, “Ya benim karar almam lazım, mal budur bu fiyattır denilmeli” dediği, Sebahattin Demir’in Mustafa Demir’i kastederek “Eğer sabredersiniz ben bu akşam direkt götürüp bunu vereceğim abime, abim çağıracak Adnan beyi, bu işi öyle çözdüreceğiz” dediği ifade edildi.

    İddianamede, Fatih Belediye Başkanı’nın kardeşi olan Sebahattin Demir’in bu şekilde kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunmayı vaat ettiği, bu amaçla menfaat temin ettiğine dair delil bulunmamakla birlikte, menfaat temini konusunda anlaşmaya varılması halinde dahi suç tamamlanmış gibi ceza öngörüldü.

    İddianamede, soruşturma sonucunda sanık Oğuz Ceylan’ın Celalettin Basatemur ve Sevinç Doğan’dan tarihi binanın projesini çok eksikleri olmasına rağmen usulsüz olarak onayladığı, karşılığında miktarı tam olarak belirlenemeyen parayı rüşvet olarak aldığı belirtildi.

    - Aksaray’daki tarihi bina

    İddianamede, Aksaray’da tarihi boş binada esaslı onarım yaptırarak otele çevirmek isteyen Mehmet Ak’ın da Sevinç Doğan ile anlaştığı kaydedildi. Esaslı onarım, sağlamlaştırma ve yenileme için izin almaya çalışan Doğan’ın gerekli ruhsatı alamaması üzerine bina sahibi Mehmet Ak’ın, sanık Doğan ile çalışanlarının illegal olarak sit alanında koruma altında bulunan yapı içerisinde gece geç saatlerde esaslı onarım faaliyetine giriştikleri ifade edilen iddianamede, bu şekilde korunması gereken binayı tahrip ederek kasten zarara uğrattıkları bildirildi.

    İddianamede, Doğan’ın çalışanlarından Bakan Balki’nin denetlemeye gelen zabıta memurlarına işlem yapmama karşılığında para verdiği belirtilerek, sanık Doğan’ın Fatih Belediye Başkanlığı’nda görevli Zabıta Amiri Şenol Şirin ile de rüşvet karşılığı anlaştığı kaydedildi. İddianamede, Şirin’in nöbetinde özellikle gece saatlerinde ve hafta sonları inşaat çalışmasına müdahale etmesi gerekirken izin verdiği, ayrıca başka zabıta ekipleri tarafından inşaata izin verilmediği veya kontrole gelindiği zamanlarda devreye girmesiyle, kontrol ve işlem yapılmadığı anlatıldı.

    Zabıta Amiri Şenol Şirin’in Balki’ye gönderdiği bir mesaja da yer verilen iddianamede, Şirin’in mesajda “Sessiz çalışma şartı ile yarınki amir 100 TL istiyor kabulse mesaj yaz müsait değilim” yazdığı belirtildi. İddianamede, bu süre içinde Şirin ile Doğan arasında görüşmelerin devam ettiği, Şirin’in kaçak çalışmanın ne zaman yapılacağı konusunda bilgi verdiği ve böylece kaçak inşaatın ortaya çıkmadan devam etmesini sağladığı vurgulandı.

    Sanık Mehmet Ak’ın Aksaray semti Aksaray caddesi üzerinde bulunan tarihi boş binada kaçak olarak inşaat yapılabilmesi için Sevinç Doğan vasıtasıyla Şenol Şirin’e rüşvet verdiğinin tespit edildiği anlatılan iddianamede, sanık Sevinç Doğan’ın tarihi binada kaçak çalışma yapılmasını sağlamak için kaçak inşaata göz yumulması karşılığında Şenol Şirin’e değişik zamanlarda rüşvet verdiğinin anlaşıldığı kaydedildi.

    Sanık Bakan Balki’nin Sevinç Doğan ile birlikte hareket ederek Sevinç’in talimatları doğrultusunda kaçak inşaata göz yumulması karşılığında Şenol Şirin’e rüşvet verdiğinin te

    RÜŞVET OLARAK NELER ALINDI

    - İstanbul merkezli 17 Aralık’taki soruşturma kapsamında Fatih Belediyesi’ne yönelik dosyayla ilgili hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianamede, şüphelilerin rüşvet olarak çamaşır makinesi, araba tamiri, alışveriş ve para aldığı belirtildi

    İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ekrem Aydıner tarafından tamamlanan ve İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede, Fatih’te bulunan Faruk Güreler’e ait otelin Fatih Belediyesinde görevli ”Hamdi” isimli memur tarafından mühürlendiği, otel sahibi Faruk Güreler’in mührün sökülüp otelin yeniden faaliyete geçmesi için şüpheli Sevinç Doğan ile belli bir para karşılığında anlaştıkları, Doğan’ın mührün sökülmesi konusunda daha önce Zeytinburnu Belediye Başkanlığı yapması nedeniyle işlemleri kolaylaştıracak Hasan Yılmaz ile anlaştığı, Yılmaz’ın işlemleri, nüfuzunu kullanarak rahat bir şekilde yapabileceğini belirttiği, ancak yaptığı çalışmalar neticesinde mührü söktüremediği anlatıldı.

    Şüpheli Doğan’ın resmi olarak bir şey yapamayınca gayri resmi yollardan kendisine yardımcı olması için Fatih Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde zabıta olarak görev yapan şüpheli Şenol Şirin ile irtibata geçtiği, Şirin’in ise belli bir miktar para karşılığında konuyu takip edeceğini belirttiği anlatılan iddianamede, şu ifadelere yer verildi:

    ”Şüpheli Sevinç Doğan’ın şüpheli Faruk Güreler’e ait otelin mühürlenmesi sonrasında mührü bozmak için para aldığı, mührü Fatih Belediyesinde görevli zabıta memuru Şenol Şirin’e bozdurduğu, şüpheli Şirin’in, Faruk Güreler’e ait olan otelin mührünü Sevinç Doğan’ın talimatıyla bozduğu, bu eyleminin karşılığında Doğan’ın aracılık ettiği rüşveti aldığı, Faruk Güreler’in sahibi olduğu otelin mührünün bozulması için Sevinç Doğan aracılığı ile Şenol Şirin’e rüşvet verdiği, ancak soruşturmaya başlanmadan önce öldüğü anlaşılmıştır.”

    İddianamede, şüpheli Zeki Koçhisarlı’nın Beyoğlu’nda 4 adet tarihi bina üzerinde tadilat, tamirat ve yıkım işlemlerini usulsüz olarak yaptırmak amacıyla, ilgili kamu görevlilerine verilmek üzere Beyoğlu Belediyesi çalışanı şüpheli Murat Akagündüz’e rüşvet verdiği, Akagündüz’ün bu binalar üzerinde tadilat tamirat ve yıkım işlemlerini usulsüz olarak yaptırmak amacıyla, şüpheli Ali Tunç’tan yardım istediği ve şüpheli Zeki Koçhisarlı’dan aldığı rüşvet parasının Tunç’a verilmesine aracılık ettiği belirtildi.

    Şüpheli Ali Tunç’un 4 bina için aldığı rüşvet parasını İstanbul Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurul Müdürlüğünde raportör olaran görev yapan şüpheli Hasan Soyal ve Kurul Müdürü şüpheli Yener Çavdar’a verdiği kaydedilen iddianamede, şüpheli Tunç’un yine aynı usulsüz yapılaşma ile ilgili izin alabilmek için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yenileme Kurulu Müdürü olarak görev yapan şüpheli Raşit Şentürk’e Siemens marka çamaşır makinesi aldığı bildirildi.

    Şüpheli Hasan Soyal’ın aldığı rüşvet parası karşılığı kurula verilmek üzere usulsüz olarak olumlu rapor hazırladığı kaydedilen iddianamede, şüpheli Yener Çavdar’ın İstanbul Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurul Müdürü sıfatıyla, 4 binanın tadilat, tamirat ve yıkım işlemlerinin usulsüz olarak yapılabilmesine rüşvet karşılığı onay verdiği, şüpheli Raşit Şentürk’ün ise şüpheli Ali Tunç’tan rüşvet olarak aldığı çamaşır makinesi karşılığı onay verdiği anlatıldı.

    İddianamede, ”Şüpheli Ali Tunç’un Muhsinoğlu Han’ın otel olarak işletime açılabilmesi için 2. Koruma Kurulu Müdürü şüpheli Raşit Şentürk’e şüpheli Nesrin Çiçek Akçil’i raportör olarak ayarlaması için bir alışveriş merkezinde alışveriş yaptığı ve Şentürk’ün arabasını tamir ettirdiği, usule uygun olarak rapor yazması için 2. Yenileme Kurulu Raportörü Nesrin Çiçek Akçil’e 7 bin 500 lira maddi menfaat sağladığı, hazırlanan raporun Anıtlar Kurulundan geçmesi için 4. Koruma Kurulu Müdürü şüpheli Günseli AYBAY’a maddi menfaat sağlanmasına aracılık ettiği anlaşılmıştır” denildi.

    Şüpheli Kader Demir’in tespit edilen görüşmelerden ve teknik takip sonuçlarından anlaşıldığı gibi 956 ada, 3 parsel ve 217 ada, 7 parsele uygun rapor düzenlemek karşılığında şüpheli Ali Tunç’tan menfaat temin ettiği, rüşvet anlaşmalarının ve kararlaştırılan menfaatin temin edildiğinin iletişimin denetlenmesi ve teknik takip sırasında elde edilen delillerle kesin olarak belirlendiği, Demir’in rüşvet paralarını ya elden ya da bankadan havale ve EFT yoluyla aldığının tespit edildiği ifade edildi.

     

  4. Livaneli: ‘Dar bölge felaket olur’

    Usta gazeteci Uğur Dündar’ın hazırlayıp sunduğu “Halk Arenası”na bu hafta Metin Akpınar ve Zülfü Livaneli konuk oldu.

    Usta Gazeteci Uğur Dündar’ın sunduğu Halk Arenası programının bu haftaki konukları Usta sinema oyuncusu Metin Akpınar ve müzik ve edebiyatımızın güçlü ismi Zülfü Livaneli. Üçlü başkanlık sisteminden 23 Nisan’da gözaltına alınan çocuklara kadar Türkiye gündemini masaya yatırdı.

    ÇOCUKLARIN GÖZALTISI POLİSİMİZİN EĞİTİMSİZLİĞİNDEN

    23 Nisan’da Berkin Elvan protestosu yapan çocukların gözaltına alınmasını değerlendiren Metin Akpınar, şöyle konuştu:

    Polisimizin eğitimsizliğinden kaynaklanan bir durum. Vali de müdahale edip çocukları bırakın diyebilirdi. Bu iş biraz yaratılan korku imparatorluğunun geri dönüşü sanırım. Mesela öldürme dürtüsü vardır insanda. O geri dönünce intihar olur. Bu onun gibi bir şey.

    Livaneli de yaşanan gözaltının katı rejimler için bir örnek olduğunu kaydetti:
    Katı rejimlerde hep böyle olur. Demokratik hakkını kullananlara hep devlet millet düşmanı olarak gösterilir. Sanki ölen çocuk suçluymuş gibi. O ölen çocuğun annesi meydanlarda yuhalatılırsa, mezardaki bilye berkin elvanı terörist yapıyorsa polisin böyle davranması normal. Bu arada 23 Nisan Bayramı’nın da sadece çocuklar üzerinden kutlanmasından rahatsızım. Millet Meclisi açıldı. Bu çok önemli olmalıdır.

    SEÇİMLE DEĞİLSE SOKAKLA GİDER

    KONDA araştırma şirketinin kurucusu olan Tarhan Erdem’in önceki günlerde bir televizyon programında “Erdoğan seçimle gitmezse sokakta gidecektir” demişti. O sözlerine değinen Metin Akpınar, şunları dedi:

    “Başkanlık gibi ülkemizin alışık olmadığı sisteme geçirilirse sokak patlar diyor. Tarhan Erdem orada haklı. Sokak hak arama yeridir. Güç ayrıca farklı bir şey. Mesela bin Uğur Mumcu olsaydı öldürülmezdi hiçbiri. Ama bir tane olunca kıydılar. Hakkın aranması için sokak haktır. Çünkü bakıyoruz devlet yok. Asker kışlasına çekildi, bürokraside yer kapmalar yapıldı. Yargıysa zaten tamamen yok.”

    Başkanlık sisteminin ülke için tehlike olduğunu belirten Livaneli, bir noktaya dikkat çekti:

    “Başkanlığa giden ülkede hepimizi büyük bir tehlike bekliyor. Bütün muhalif güçlerin dikkatini çekmek istiyorum. İki turlu seçim var. Burada eğer başkanlığı istemiyorlarsa muhalefettekiler birleşmeliler. Bir de dar bölge seçim kanunu getirmeye çalışıyorlar. Bu da çok tehlikeli. Bunun için gerekirse muhalefet seçimleri boykot etmeli.

    DAR BÖLGE FELAKET OLUR

    Hükümet’in meclise getirmeyi planladığı Dar Bölge Seçim Yasası’nı değerlendiren Zülfü Livaneli, “Dar bölge seçim yasası nedeniyle 400 AKP 50 CHP milletvekili olur. Öyle olunca da artık zaten ipleri tamamen onların eline vermişsiniz demektir. Konuşmaya bile hakkınız olmaz. Dar bölgeye dikkat edin lütfen.” dedi.

    GEZİ’NİN RUHU YENİ DEMOKRASİ İSTEĞİDİR

    Gezi Parkı ruhunun halen devam ettiğini söyleyen Akpınar, “Gezi Parkı‘nın ruhu yeni demokrasi isteğidir. Ama o parklardan yeni bir lider çıksaydı, örgütlenmeye gitseydi iyi olurdu. Ama GeziParkındaki felsefe çok iyi bir örnektir ama bir sonuca bağlanamadı.”

    CHP AYAĞA KALKAMIYOR
    CHP’yi eleştiren Zülfü Livaneli şunları söyledi:
    CHP, AKP’yle mücadele edemiyor. Kendi iç problemlerini henüz çözemedi. Kendini halka bir cümleyle ifade edemiyor. Kılıçdaroğlu benim arkadaşım ama kendini bu parti anlatamazsa biz mahkum kalırız AKP’ye.

     

  5. Canım Leylim.
    Bu sıra yazmaz oldun gene. Haberin var mı,benim için önce sen gelirsin. Hepsi,şiiri,düşünü,kavgası,hepsi senden sonra gelir. Bundan ötürü nice olduğunu otur yaz kızım. S..tir et ötesini. Hiçbir uğraş,hiçbir umut,seni düşünebilmek,seni anlayıp sevmek,yüzüne bakabilmek kadar dolu,anlamlı ve yaşanmaya değer olamaz.
    Benim durumumda tahmin edeceğin gibi bir yenilik yok. Boyuna balon uçuruyorlar. Yalan haberlerle sinirlerimi bozmağa uğraşırlar. Gayrı hiçbirine inanmıycam. İsterse dost olsun söyleyen.
    Salt sana inanıyorum. Kıvancım,gururum senden canım. Ne güzel şey senden gayrısını tanımamak,takmamak!
    Gözlerini,ellerini öperim. İstanbul’a gidince yaz e mi? Ya da adres ver. İyi izinler,iyi tatiller sevgili canım.

    Tarihsiz.

    "Leylim Leylim" kitabından (Sayfa ; 91)

     

  6.  

  7. Sokrates bir ev yaptırmış nasılsa,
    Eş dost başlamış kusur bulmaya.
    Kimi içini beğenmemiş,
    Kızmayın ama,demiş
    Şanınıza lâyık değil odaları.
    Kimi cephesine çatmış,
    Karşıdan görünüş berbatmış.
    Hepsine göre de çok darmış bu ev.
    Kim sığarmış bu kulübeye?
    Koca filozof: Ah demiş, keşke bu evin alabileceği kadar
    Gerçek dostum olsa!
    Sokrates’ in sözü yerinde,
    Bir ev dolusu gerçek dost nerede?
    Sözde herkes dost, ama gel de inan.
    Dosttan bol şey de yok dünyada,
    Dosttan az şey de.!

    La Fontaine - Dostluk
     

  8. Benim bütün çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır..
    İnsanlar hiçbir şeyimi almazlarsa,
    -Bana çok şey vermiş olurlar..
    Hiçbir kötülük etmezlerse,
    -Yeterince iyilik yapmış sayılırlar..

    * Montaigne / Denemeler

     

  9. Sen benim sevgilimsin, sevsen de sevmesen de;
    Aradığım yerlere benzeyiş buldum sende…

    Sabahattin Ali

     

  10. Hissetmeyi öğrenin , hayatın size dokunduğunu göreceksiniz

    Jim Roan